Metodoloji
Buradaki maddeler rastgele seçilmez. Arkalarında basit ama tutarlı bir bakış açısı var.
Neden sıradan nesneler?
En derin anlam, çoğu zaman en beklenmedik yerde saklıdır. "Aşk" ya da "ölüm" gibi kelimeler zaten duygu yüklüdür; onlardan derinlik beklemek kolaydır. Oysa bir priz, bir fermuar, bir mum, bir kibrit — kimse bunların bir şey anlatmasını beklemez. İşte tam da bu yüzden anlattıklarında insanı durdururlar. Bir nesne ne kadar sıradansa, taşıdığı anlam o kadar şaşırtıcıdır.
Nasıl bakıyoruz?
Her maddede önce nesnenin kendisine, fiziksel gerçeğine bakarız: fermuar ses çıkararak açılır, sessizce kapanır. Sonra bu gerçeğin insana değen yanını ararız: kopuşlar gürültülü, barışmalar sessizdir. En güçlü anlamlar, çoğu zaman bir nesnenin herkesçe bilinen işlevini değil, kimsenin fark etmediği yanını gösterir.
Neden kısa?
Bir anlam ne kadar az kelimeyle söylenirse o kadar çok çarpar. Uzun açıklama düşünceyi seyreltir; kısa cümle onu keskinleştirir. Bu yüzden maddeler birkaç cümleyi geçmez — okuyanı yormak değil, durdurmak isteriz.
Bağlar (bk.)
Maddeler birbirine, anlam akrabalığıyla bağlanır. Bir kelimeden ötekine geçtiğinde, aynı insani duyguyu bu kez başka bir nesnede görürsün. Priz ile musluk aynı kontrol duygusunu, asansör ile eşik aynı geçiş anını, merdiven ile terfi aynı yükselme kaygısını paylaşır. Böylece sözlük düz bir liste değil, içinde gezinilebilen bir ağ olur.
Büyüme
Sözlük ilk maddeleriyle bir ton kurdu; devamını ziyaretçiler belirliyor. İnsanların aradığı ama henüz burada olmayan kelimeler, sıradaki maddelerin ne olacağını gösterir. Yani bu sözlük, neyi merak ettiğinle birlikte büyür.