Duman hep yukarı gider; ateşin bıraktığı her zerrecik, görünmez bir ipe tutunur gibi göğe tırmanır, orada incelir, açılır, gözden kaybolur. Bazı vedalar da böyledir; geride kalan şey yavaşça yükselir, dağılır, ama kokusu bir süre daha odada asılı kalır. Duman, ateşin göğe bıraktığı imzadır.
met.
Şekilsizliğin Dumanı
Dumana istediğin şekli veremezsin; ne kadar üflersen üfle, o kendi kıvrımlarını çizer, rüzgâr nereye eserse oraya savrulur. Bazı duygular da böyledir; ne kadar bastırırsan bastır, kendi yolunu bulur, kendi biçimini alır. Duman, tutulmaya çalışıldıkça dağılan şeydir.
düş.
Boğulmanın Dumanı
Kapalı bir odada duman birikir; önce gözleri yakar, sonra boğazı, en sonunda akciğerleri doldurur, ışığı emer, havayı zehirler. Söylenmeyen sözler, bastırılan öfkeler de böyledir; görünmez birikir, sonra nefesini keser. Hangi odanın dumanı, hâlâ ciğerlerinde?