Çıpa deniz tabanına atıldığında, dişleri kuma veya kayaya saplanana kadar sürüklenir; bir süre belirsizlik içinde gezinir, sonra ani bir dirençle yerini bulur. Bir insana, bir fikre, bir şehre tutunmak da böyledir; hemen sabitlenmezsin, sürüklenirsin, ta ki o direnci hissedene kadar. Çıpa, sürüklenerek yerini bulandır.
met.
Yükün Çıpası
Suyun altında görünmeyen çıpanın varlığı, güvertedeki zincirin gerginliğinden anlaşılır; zincir titrer, inler, ama kopmaz. Gemiyi orada tutan şey gözle görülmez. En güçlü bağlar da böyledir; görünmezler, sadece taşıdıkları yükün ağırlığıyla hissedilirler. Çıpa, suyun altında saklanan sebeptir.
düş.
Derinliğin Çıpası
Çıpa ne kadar derine inerse, gemi o kadar sağlam durur; sığ suda tutunamaz, fırtınada savrulur. Köklenmek, yüzeyde kalmayı reddetmekle başlar. Senin çıpan hangi derinlikte, yoksa hâlâ mı kıyıya bağlı?